Telefonumda alarmın yerini unuttum

Telefonumda alarmın yerini unuttum

İsmim Merve. 35 yaşındayım, 10 yıllık bir iş deneyimim var ve bunun sadece 1.5 senelik kısmı freelance.

Kendimden ve işimden bahsetmek istiyorum. İzmirliyim, 9 Eylül Üniversitesi İşletme bölümü mezunuyum. Lise yıllarımdan itibaren iletişim tasarım ve sinema bölümlerinde okumayı hayal etsem de çevremin sonsuz “Yapma demiyorum, hobi olarak yine yap.” Desteğiyle, en kapsamlı bölüm olan İşletme Bölümü’nde okudum. Benim gibi kararsız ve her şeyi öğrenmek ve deneyimlemek isteyen biri için hem iyi hem de kötü bir deneyimdi. İyi yanı hem pazarlama, hem tez yazma, hem insan kaynakları, hem finans hem de muhasebe öğrenmiştim ancak kötü açıdan da kafam daha da fazla karışmıştı.

Bu hikayeyi benim için yazan Birlikte İhracat Topluluğudur. Ben sadece şu an bu hikayeyi kaleme alıyorum.

İşe girdiğim ilk günden istifa ettiğim son güne kadar 9 yıllık süreçte her günüm “kendi işimin patronu olucam ben” “ben remote çalışıcam” “ben freelancer nasıl çalışabilirim?”lerle geçti. İleride açacağım şirket için kırtasiye malzemesi depoladığımı bile söyleyebilirim. (bunu kırtasiye almak için kendime bahane de yaratmış olabilirim ;) Bu kısımda da çevremin “senin sektöründe kendi işini nasıl yapacaksın?” “Sen finansçısın, maaşlı bir beyaz yaka olmak dışında nasıl remote çalışabilirsin ki?” “Sen hayatında freelance CFO gördün mü?” şeklindeki yoğun desteğiyle karşılaştım. Bu sebeple de freelance çalıştığını düşündüğüm işleri araştırmaya başladım. Yazılımcıların ve grafikerlerin freelance çalıştıkları aşikar, Swift (IOS application developer’ların kullandığı dil) ve Grafik-Web Tasarım eğitimleri aldım. Başta dediğim gibi bunların hepsine ilgim vardı zaten, ama hiçbirini kendime meslek olarak şartlayıp bu dallar için sonsuz çalışmaya biat etmedim.

Ve mutlu haber, bu dönemde anne oldum. İşimden istifa ettim ve İstanbul’dan İzmir’e taşındık. Bu istifayı kariyerimin için bir şans kabul ettim ve çalışmadığım dönemde işimi değil, çalışma koşullarını sevmediğimi fark ettim. Ben finansal danışmanlığı, çoğu insanın açınca sıkıntıdan esnemeye başladığı Excel’i, sayıları seviyordum. Ben de sektör değiştirip yeni bir sektörde sıfırdan yeni bir kariyer kurmak için biat etmek yerine tüm enerjimi kendi kariyerimi kendi kurallarıma göre şekillendirmeye kullanmaya karar verdim. Aynı dönemde de Zekeriya ile tanıştım ve Upwork maceram başladı.

Upwork’te hala kendi işimle ilgili bir iş alabileceğimi düşünmüyordum. Sadece Excel konusunda ufak tefek işler alırım diye başladığım başvurularımın ardından ilk işim $20’lık bir Excel formülü yazma işi oldu. Gece uyumadan önce başvurduğum Amerikalı Nichole başvuruma anında dönmüştü. Heyecandan yataktan çıkıp koşarak bilgisayarı açtığımı ve 1-2 saatte işi teslim ettiğimi dün gibi hatırlıyorum. Ardından yine bir Excel işi geldi. Diğer müşterinin aksine bu müşteri sesli konuşmak istemişti. Dışarıdaydık ve yine koşa koşa eve gitmiştik işi almak için. O da birkaç dolarlık, kolay bir işti ancak iki müşterimden de 5 yıldız almayı başarmıştım.

Sürekli işe başvurduğum ve 2 adet 5 yıldızlı feedback’im olduğu için aramalarda da üst sıralara çıkmaya başlamıştım. Nihayet işimle ilgili olan ve büyük denebilecek ilk işimi aldığımda artık kutlama yapabilirdim. Kazandığım paradan değil ama kendi işimi yaparak, evimde, istediğim saatlerde kızım yanımda oyun oynarken çalışarak, döviz kazanan kendi işimin patronu olabileceğimin inancı nihayet gerçeğe dönüşmüştü. Şu an, İngiltere’de yaşıyoruz, burada kurulu finansal danışmanlık veren bir şirketim var. Kızım hala küçük olduğu için part time çalışıyorum ve açıkçası bir daha freelance olmadığım bir iş hayatı düşünemiyorum.

Çalışma masanı nasıl düzenliyorsun?

Ben bir “setup” ve teknoloji müptelasıyım. Sosyal medyada takip edilebilecek tüm setup inspiration hesaplarını takip ediyorum. Her zaman minimal, soğuk ve iskandinav tasarımları ilgimi çekse de masamda renkli çiçekler ve su şişelerim hiç eksik olmuyor. Teknoloji düşkünüyüm diyorum ancak notlarımı kalemle kağıda yazıyorum sadece. O yüzden masamdan Moleskine defterlerim ve özenle seçtiğim kalemlerim de eksik olmuyor.

Bu haliyle minimal İskandinav setup’larından çok uzak olsa da masamda çalışmayı çok keyifli buluyorum.

Hayallerin neler?

Şu an İngiltere’de yaşadığımız için ilk hedefim burada yaşamak tabii ki :) Ancak daha fazla çalışmak ve daha fazla para kazanmak için en büyük motivasyonum seyahat etmek. Covid dönemini çalışarak değerlendirip Covid sonrası bol bol gezmeyi düşünüyorum. Programını takip edeceğin ve izin alacağın bir patronun olmayınca seyahati planlamak da daha kolay olacak diye düşünüyorum.

Freelancer olarak gününü tarif eder misin?

Yukarıda bahsettiğim gibi, küçük bir kızım olduğu için o uyandığında ben de uyanmış oluyorum. Freelance olmanın benim için en güzel yanı muhtemelen telefonumda alarmın yerini unutmuş olmam.

Kahvaltı etmediğim için öğlene kadar kahve içiyor, sosyal medya hesaplarımı kontrol ediyor, kızımla ilgileniyor ve bürokratik işlerim varsa onları hallediyorum. İngiltere’de yaşadığımız için bürokratik işlerimiz tahmininizden fazla oluyor.

Kızımı anaokuluna bıraktıktan sonra çalışmam için 3 saatim var. Evimdeki çalışma odasına geçiyor ve bu 3 saati en verimli şekilde geçirmeye çalışıyorum. Bu 3 saatin dışında diğer çalışma saatlerim akşam yemeği ile uyumam arasındaki süre. Açıkçası gece sessizliğinde çalışma benim için her zaman daha verimli oldu. Bu da freelance çalışmamın diğer güzelliği. En verimsiz olduğum sabah 9’da işbaşı yapmak zorunda olmamam.

Yeni mezunlara tavsiyelerin neler?

Asla ama asla  lokal düşünmesinler. Kendilerini dünya vatandaşı görüp her zaman farklı sektörler ile ilgili uluslararası gündemi takip etsinler. Sadece kendi işleriyle ilgili değil, diğer meslekler ile ilgili de bilgi ve fikirleri olsun. Her sektörden iş almaya çalışıp birkaç sene sonra keyif aldıkları bir sektörde uzmanlaşmalarını öneririm.

Neden ihracat?

Maalesef yukarıda yazdığım “lokal düşünme”mek ve kendini dünya vatandaşı saymak için internette bedava olanaklar olduğu kadar ve daha fazla uluslararası olanak var. Ve bu kaynaklara bir Alman maddi olarak rahatça ulaşabiliyorken bizim de onları yakalayabilmemiz için döviz cinsiyle para kazanmamız gerekiyor.

Türk Lirası hakkında ekonomik değerlendirmelere girmiyorum tabii ki.

Çalıştığım freelancer platformları

Upwork’ün ardından Fiverr’dan birkaç iş alsam da Fiverr’a da ayıracak vaktim olmadı. Upwork dışında Linkedin’den de birkaç müşteri ile anlaştım. İlk hedefim Fiverr ve kendi internet siteme vakit ayırarak bu kanallardan da müşteriler elde etmek.

Profilimi nasıl hazırladım?

Kısa ve net, karşı tarafa ne yaptığımı, benden ne bekleyebileceklerini açık açık yazıyorum. Madde madde yazıp kısa cümleler kurarak müşterilerin fazla vaktini almamaya çalışıyorum.

Portfolyomu nasıl oluşturdum?

Finans sektöründe portfolio’larla çok ilgilendiklerini sanmıyordum ancak yaptığım grafikleri hangi müşterime göstersem çok etkilendi ve bu bir upsell’e dönüştü. O yüzden sunabileceğiniz her çıktıyı portfolyo haline getirmenizi tavsiye ederim.

İngilizce iletişim

Her Türk gibi ben de en başta İngilizce iletişimden kaçıyordum. Ancak müşterilerle toplantı yaptıkça heyecanım azalmaya, zamanla da yok olmaya başladı. “Aa 5 dk sonra toplantım var” diyerek elimde laptop’ım ile yan odaya geçtiğimi hatırlıyorum. Bu kıvama gelebilmek için bol bol toplantıya girilmeli. İlk toplantılarda çok endişeleniyorsanız, kendinizi anlatan bir yazıyı ya da işle ilgili verebileceğiniz yanıtları bir kağıda yazın. Toplantı esnasında kağıdın orada olduğunu bilmek size rahatlık verecektir. Muhtemelen kağıda bakmazsınız bile.

Doğru müşteri seçim taktiklerim

İlk önce tabii ki eski yorumlarına bakıyorum. Sonra da iş tanımında kullandığı dile. Daha sonra yazılı/videolu toplantıdaki tavırlarına. Uyuşup uyuşmayacağımızı az çok anlayabiliyorum.

Ancak anlaşacağımıza emin olup kavgayla ayrıldığımız, “kesin başıma bela olacak bu müşterié diye başlayıp çok mutlu iş sonlandırdığım müşteriler de oldu.

Freelancerlik sürecinde yaşadığım zorluklar

Kesinlikle tek bir cevabım var: Belirsizlik. Maaşlı çalıştığım zaman kaçta uyandığım, hangi gün hangi raporu yapacağım hatta ofiste hangi saatte neyle karşılaşacağım bile belliydi. Freelancer’lığın en zorlandığım kısmı bu belirsizlik. Sürekli müşterim olmadığı ve her gün çalışmadığım için haftanın hangi günü müşterim olacağı belli olmuyor, hatta müşterimin olup olmayacağı bile belli değil çoğunlukla. Bir müşterim olduğunda her şey çok güzel görünse de, projeyi solandırdıktan sonraki “e peki şimdi ne zaman yeni bir iş bağlayacağım?” düşüncesi biraz yıpratıcı oluyor. Maaşlı çalışırken şirketimin satış temsilcilerinin o gün müşteri alıp almaması çok da umrumda olmuyordu açıkçası.

Freelancerliga ilk başlayacaklara tavsiyelerim

Freelancer’lık şahane bir cazibe merkezi de olsa benim tavsiyem freelancer’lığa part time başlanıp kendilerine deneme süresi vermeleri. “Ben freelancer olmak için doğmuşum” diye işe başlayıp pişman olmamak ya da pişman olmama baskısı yaşamamak, süreci objektif ve sağlıklı değerlendirebilmek için gemileri yakmamalarını öneririm.

Moralım bozulduğunda ne yapıyorum?

Eğer işle ilgili bir moral bozukluğuysa kendime süre veriyor, sakinleştiğimde süreci değerlendirip kendimi eleştirmeye çalışıyor, bu eleştiri sonunda da kendime dersler çıkarıyorum.

Müşteri iletişiminde kullandığım taktikler

Evet, müşteri her zaman haklıdır. Ancak uyarılması gereken noktalar da vardır. Müşteriyi her zaman uyarılması gereken noktalarda onları bilgilendirerek ve yönlendirerek frenlemeye çalışıyorum. Karşılıklı tartışmaya asla girmemeye çalışıyorum ve 100% profesyonel bir ilişki kuruyorum.

Gelecek hedeflerim

Part time’dan full time freaelancer’lığa geçmek. Ve ardından freelancer olmak isteyen meslektaşlarım ya da diğer mesleklerden arkadaşlarıma yardımcı ve destek olabilmek.