Nasıl bir sabah uyanıp da freelancer olmaya karar vermedim!

Nasıl bir sabah uyanıp da freelancer olmaya karar vermedim!

Hayatımızı iyi-kötü, kendimizi de başarılı-başarısız diye değerlendirmek yerine tüm bunlardan ayrıştırıp, seçimler bütünü olarak görmek çok rahatlatıcı. Başlığı görüp okumaya geldiğiniz bu yazıda kendi hayatımda yaptığım seçimleri ve bunların beni götürdüğü yerleri anlatıyorum.

Size nasıl bir sabah uyanıp da freelancer olmaya karar vermediğimi, beni bu yola götüren seçimlerimi anlatacağım.

Merhaba, ben Aynur Tıkıroğlu. Sanatçı/Eğitmen olarak kendimi konumlandırıyorum. Lisede Grafik Tasarım alanından mezun olduktan sonra lisans ve master eğitimimi Resim-İş Öğretmenliği alanında tamamladım. Şu an Hacettepe Üniversitesi Resim bölümünde doktora öğrenimime devam etmekteyim.

Freelancer olarak online platformlarda yer almanın yanında atölyemde resim ve sanat tarihi derslerine devam ediyorum ve sanat danışmanlığı, lisansüstü öğrenci koçluğu, mülakat teknikleri gibi alanlarda ilgilisine faydalı olmaya çalışıyorum.

Neden para kazanmak istiyorsun? Hayallerin neler?

Para için yaşamak değil, yaşamak için para kazanmak istiyorum!
Ama yaşamak hani! Nazım’ın dediği gibi...

​​”Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.” Nazım Hikmet

Dünyayı gezmek, müzelere ve sergilere gitmek, yeni deneyimler yaşamak, yeni şeyler öğrenmek ve bu öğrendiklerimi hem çizip hem hem de anlatarak hayatımı kazanmak istiyorum. Bana en uygun olan şeyin akademisyenlik olduğunu düşündüm hep. Bu sebeple lisansüstü eğitime yöneldim ve şu an doktorada uzatmaları oynuyorum. Fakat bazı durumlar gelişti...

Freelancer olmaya ne zaman karar verdin?

Eğitimim öğretmenlik üzerine olduğu için akademi, devlet okulu ya da özel okulda öğretmenlik ya da atölye açıp öğrenci yetiştirmek arasında gidip geldim hep. Sonuç ise özel okullar için over-educated bulunmak, akademide kadro bulamamak. Atölye açıp özel ders vermek ise daimi ve sürdürülebilir değildi benim için.

İçinde bulunduğumuz ve post-modern olarak adlandırılan şu dönemde, bilginin ve akademinin güvenirliğini sıkça sorgular oldum. Tek isteğim yaşamımı keyifle sürdürüp maddi manevi yatırım yaptığım işten geçimimi sağlamaktı. 15 yılı bulan sanat eğitimimde sadece lisansüstü eğitimim için öğrenim kredilerim ve part-time işler dahil, 6 yılda neredeyse 300.000 TL yakın harcama yapıp karşılığında da becerilerime uygun iş bulamadığım ve çokça vasıfsız işlerde çalışarak  yeteneğime, çabama ve yatırımıma haksızlık ettiğimi farketderek sarsıcı bir uyanışla kendime geldim. Bir de bu süreçte beni farklı kılan bazı rahatsızlıklarımın olduğunu öğrenmemle birlikte artık geleneksel biçimde çalışamayacağımdan emin oldum ve 2020 Haziranında alternatif çalışma biçimleri aramaya başladım.

İşte tam da böyle; nasıl bir sabah uyanıp, freelancer olmaya karar vermedim! Bu benim için kendimi ve ne istediğimi keşfettiğim bir yolculuktu.

29 Eylül 2020 Upwork, Fiverr, BiOnluk’ta hesaplarımı oluşturdum. Bir şeyler yapmalıydım ve hemen olmalıydı. Ümitsizdim. Kendi hezeyanlarımı anlamaya çalışırken yaşam mücadeleme devam etmem gerekiyordu.. Bu arada beni farklı kılan rahatsızlıklarım şiddetlenmeye başladı. Emeğimin karşılığını alamamak, hayal kırıklığına uğramak, boşa çabalamak o kadar sık yaşadığım şeylerdi ki bir konuda daha başarısız olmayı kaldırabilecek enerjim ve tabii kendime olan inancım kalmamıştı. Herkes ne kadar yetenekli olduğumu söyleyip; “işlere başvuruyor musun” diye sorup zaten denediğim onlarca yolu tekrar tekrar hatırlatırken erkek arkadaşım gördü beni, gerçekten gördü. Kendime haksızlık ettiğimi farketmemi sağladı. Ekipman gerekiyor sana deyip, çizim tableti almama yardımcı oldu. Aralık ayında aldığımız cihazı 3-4 ayda çözüp Mart ayında ilanlara başvurmaya başladım ve Nisan’da da ilk işimi aldım. Kendime aylık hedef koydum en başta. Şu an bu hedefi yazalı henüz 6 ay olmuşken neredeyse ikiye katladım. 5 Mart 2021 ilk başvurumu yaptım. 5 Nisan 2021 ilk işimi aldım. Şu an Ekim ayındayız. 6 ay geçmiş tam olarak başlayalı.

İdeal freelancer tanımım...

Seçme ve seçilme hakkı olan kişi. (:

Beni freelancer olmaya iten sebepler

Potansiyelimi beklediğim alanlarda sergileyememek, anlaşılamamak, yanlış alanda çabalayıp sonuçları başarısızlık olarak görmek, akabinde gelen panik atak ve dönemsel depresyonlar ve geleneksel çalışma biçimlerine o kadar da uygun olmayan bir yaşam tarzına sahip olmak beni yavaş yavaş değiştirdi. Doğru zamandaydım ama doğru yerde değildim. Yetişememek, olamamak kaygılarıyla baş etmeye çalışıyordum.

Kendimi işe uygun hale getirmektense, uygun olduğum işi aramam gerektiğini anladım.

Dönemsel depresyonlarımın işime etki etmeyeceği, atak geçirdiğimde bunu kimseye anlatmak zorunda olmayacağım, istediğim saatte ve yerde çalışabilme özgürlüğü, işverenini seçebilme özgürlüğü ve en önemlisi de becerilerime ihtiyaç duyan insanlara ulaşabilme fırsatı beni freelancer olmaya iten sebeplerin başında geliyor.

Neden ihracat?

Uzun zamandır Kadir Köymen’i takip ediyorum, ihracat konusunda çok düşündüm ama mesleğim öğretmenlik olduğu için bunu nasıl yapacağımı bilemedim. Öğretmenlik alanında somut çıktı olmadığını düşündüğüm ya da göremediğim ve yaptığım bir işin her yerde anlaşılmasını istediğim için için tasarım alanına eğildim.

Bu kararı verirken kafandaki en büyük engel neydi? Nasıl atlattın?

En büyük engel kendimdim.

Mindset’imi gün be gün değiştirip sıfırdan başlama cesaretini aldım. Toplumun ve çevremin beklentilerini bırakıp neye ihtiyacım olduğunu kendime sorma cesareti gösterdiğimde gerisi geldi.

Evli, çocuklu, iş güçlü biri değilim. Bekar, kendi evine yeni çıkmış, 30 yıllık yaşamının 24 yılını öğrenci olarak yaşamış bir de Orta Doğu’da sanatla uğraşan bir kadınım. You know what I mean.

Düzensiz gelir stresini nasil aşıyorum?

Henüz başlayan bu kaygı beni biraz daha ilerisini düşünmeye yöneltti. Pasif gelir kaynakları yaratmam gerektiğini düşünüp bazı adımlar atıyorum. Sigorta ve emeklilik konularında da bazı endişelerim vardı. Kendime bir yol haritası çizdim ve yavaş yavaş kendi basamaklarımı inşaa ediyorum!

Maaşlı çalışmanın özlediğim kısımları... Meslektaşlarımla kurduğum bağ. Meslek hayatımda şahane insanlarla tanıştım ve yaptığım işi anlayan, takdir eden ya da eleştiren insanlara freelancer olarak ulaşmak biraz zor oluyor.

Freelancer olarak geçirdiğin günüm

Freelancer olmak da maaşlı çalışmak gibi bir kültür gerektiriyor. Adapte olmakta çok zorlandım. Aslında bu sadece iş kültürüyle değil, toplumdaki yaşama biçimimizle alakalı. Birey olmak yönünde eğitim almadığımız, harekete geçmek için anne-baba, öğretmen, yönetici gibi çeşitli otoritelere ihtiyaç duyduğumuz için kendimi görevlendirmem kolay olmadı. Çünkü yapmazsam ne olacaktı?

Özdisiplin konusunda zayıf olduğumu ve dışsal motivasyonla hayatımı yönettiğimi daha doğrusu başkalarının hayatımı yönetmesine izin verdiğimi anladığımda sadece freelancer olmak değil birey olma aydınlanması da sisteme yüklenmeye başladı diyebilirim.

Adapte olmak için bir sürü yöntem denemiş olsam da en geleneksel yöntemin çalıştığını gördüm ve ajanda tutmaya başladım. Bir önceki günden dört-beş maddeyi geçmeyecek bir bullet list hazırlayıp sonraki güne kendimi kurarak uyuyorum. Sabah erken kalkıp Dark’la (köpeğim) yürüyüş yaparak güne taze bir başlangıç yapıyorum. Biraz haber dinleyip, sevdiğim bir podcast açıp, plandığım işlerimi ve müşteri projelerini tamamlıyorum. Sonra biraz kendime ya da varsa sanatsal projelerime vakit ayırıyorum. 17.00-21.00 arası RSS bot’tan gelen bildirimleri inceleme vakti. Uygun işleri bulup, başvurularımı yapıp günüme devam ediyorum.  

Çalıştığım freelancer platformları

Upwork.

İngilizce iletişim

Akademisyenlik niyetiyle  yolda olduğum zamanlarda yatırım yaptığım şeylerden biri de İngilizceydi. Şu an onun meyvesini topluyorum.

Hangi işe başvuruyorum?

İllüstrasyon, karakter ve konsept tasarımı, çocuk kitabı resimleme alanlarını başlangıç noktası olarak belirledim. Şimdilerde karakter tasarımında online eğitimlerle kendimi destekleyerek bu alanda ilerliyorum ve sıklıkla NFT projeleri için karakter tasarımına yöneldim.

İlk işimin hikayesi

NFT projesi için arka plan tasarımı yapacaktım. Brief çok netti ama müşterinin istediği örnekler elimde yoktu. Ben de yapabileceğime emin olduğum birkaç örnek yolladım ve bu konuda dürüst davrandım. Bir de onun perspektifini anlamak için doğru sorular sordum. Hatta onu daha iyi anlamak için bana sevdiği birkaç müzik yollamasını istedim. Sonra da bu benim geleneğim haline geldi. Artık hemen her müşterimden benimle müziklerini paylaşmalarını istiyorum. (:

Hangi müşterileri tercih ediyorum?

Ana dili İngilizce olması ve acelesi olmaması tercihlerimi şekillendiriyor.

Zaman zaman dil bariyerine takılıyorum. Bu kendimden ya da karşı taraftan kaynaklı olabiliyor. Sanat ya da tasarımla ilgili düşünceleri brief haline getirmek müşterileri zorluyor (biçim, biçem, anlatı vs) bir de her iki tarafın kendine yabancı bir dilde ortak bir alan yakalamaya çalışması işimi iki kat zorlaştırıyor. Bu sebeple anadili İngilizce olanları önceliklendiriyorum.

Yavaş çalışan biriyim. Kendi hızımda çalışabileceğim müşterileri seçip acil işi olanları kibarca reddediyorum. Acele iş yaptığımda işimin kalitesi de performansım da düşüyor. Günün sonunda çok da memnun ayrılmayan bir müşteri ve portfolyonuza koymak için içinize sinmeyen bir iş kalıyor elinizde.

İhtiyaçlarıma yönelik seçimler yapmak taktiğim haline geldi.

Müşteri iletişiminde kullandığım taktikler

Müşteri cover letter’a genelde soruyla geliyor. Aslında bana soru sorması için yazıyorum cover letter’ı. Onun için ne yapabileceğimi merak etmesini istiyorum. Geldiğinde de iş yapma basamakları, bu iş için kaç saat ayıracağım ve total bütçeyi veriyorum. Müşterinin bütçesine bakmaksızın rakamımı veriyorum ve kendimce de bir indirim yapıyorum. Tabii bunları yaparken DM’den yürür gibi yazmıyorum. İşime kıymet veriyorum ve en etkileyici şekilde teklifimi yapıyorum. Notion ya da Figma gibi araçlar işlerimi detaylandırmada çok yardımcı oluyor ve iyi görünüyor.

Freelancer olma yolunda yaşadığım zorluklar

Müşteri iletişimi, ilk işi almak, kötü yoruma karşı ne yapacağımı bulmak, müşteriyi memnun etmek, iş kapatmak, yeni iş almak vb gibi bir şekilde bilgi eksikliğinden olan zorlukları herkes gibi ben de yaşadım ki başlangıçta, Youtube ve Udemy’deki pek çok eğitim videosunu izlememe rağmen. Birlikte İhracat’la da bunların cevaplarına çok kısa sürede ulaştım.

Neden yataktan kalkıp bilgisayarın başına geçeyim? Bana niye iş versinler? En iyi bildiğim şeye geri mi dönmeliyim? Bu iş gerçekten bana göre mi?. Yeterli miyim? Yapabilir miyim? Bu iş zamanında biter mi?...

Anksiyete bulutumla dolaştığım o günlerde bu sorularıma cevap aramayı bırakıp aksiyon almak ise en zoruydu. Dünyayı yeniden keşfetmiyorum! Yürünmüş yollar, kat edilmiş mesafeler, aşılmış fersahlar var. Tecrübesini içtenlikle paylaşan ve bunu gurur meselesi haline getirmeyen şahane insanlarla tanıştım. Bunun yanında başkalarıyla paylaşmak ve onlara da kendi deneyimlerinle yol göstermek işin bir diğer güzel tarafı.

Moralim bozulduğunda ne yapiyorum?

Kaynağını bulup çözmeye çalışıyorum. Bu konu benimle mi alakalı deyip telafi noktaları arıyorum. İşe yaramazsa iyi hissettirecek rutinlerimi deniyorum. O da işe yaramazsa öylece oturuyorum ve bu da yaşaman gereken bir duygu deyip kendime mutsuz olmak için alan açıyorum. Moralim bozulabilir, üzülebilirim. Bunu bastırmaya ya da geçirmede ısrarcı olmaya gerek yok.

Manic pixie dream girl değilim.

Profilimi hazırlarken dikkat ettiğim konular?

Temiz, anlaşılır, işe yarar olmak.

Beceri, tecrübe ve yapmak istediklerimi bir kesişim kümesine alıp ne yapabiliyorum sorusuna gerçekçi yanıtlar bulduktan sonra hayali problemler yarattım ve bunları çözmek için neler yapabildiğime baktım. Yani hangi derde dermanım. Hangi basamaklarla çözerim diye bir iş planı oluşturdum. Tutarlılık bizim işimizde çok önemli. Bir işi tesadüfen yapmadığımı, istikrarlı bir şekilde yaptığımı anlatmak için çaba sarfettim.

Portfolyomu nasıl oluşturdum?

Deneyim, beceri ve isteklerimi belirleyerek başladım. İşlerime eser değil proje gözüyle baktım. Her birinin kendine ait giriş-gelişme-sonucu var. Anlaşılırlığını kolaylaştırmak için her işime (sanatsal/ticari) bir problem cümlesi yani brief yazdım. O projenin kaç parçadan oluştuğu, başlangıç noktamı ve varış noktamı anlattım. Anlatımı güçlendiren teknik unsurları da ekledim; neden bu renkler, bu çizgi stili ya da neden kolaj/dışavurumcu/minimal gibi. Neden ve nasıl sorularına cevap verebilirseniz yani üretim sürecinde bilinçaltı yerine bilinç düzeyinizle üretim yaparsanız izleyiciyi yakalarsınız.

Basılı portfolyolar için Indesign, Illustrator, Photoshop, Powerpoint, Google Slaytlar gibi programları online portfolyolar için Behance, Wix, Carbonmade gibi alternatifleri denedim. En sonunda basılı medya için Powerpoint online için Behance ile birlikte çalışan Adobe Portfolyo’yu kullanmaya karar verdim.

Hedefe yönelik, yalın, net.

Freelancerlık’a ilk başlayacaklara tavsiyeler

Niş bir alan belirleyin, net olun, istediğinizi yapın gibi hedefe yönelik içeriklere Birlikte İhracat’tan ulaşabilirsiniz. Kendi deneyimim üzerinden konuşmam gerekirse nasıl birey olunur, özdisiplin nasıl geliştirilir, kaygıyla başa çıkma yolları nelerdir gibi konularda okumalar yapmak, sanatçı biyografileri ve otobiyografilerini incelemek ve Yaratma Cesareti kitabına göz atmak bana yardımcı olan şeylerin başında geliyor. Ha bir de ne yaptığınızı anlamayan insanlardan uzak durmak.

Alanımdaki yeni mezunlara/yeni başlayacaklara tavsiyelerin neler?

Okul size temel becerileri öğretecektir: Sanat/tasarım nedir? Ne zamandır, kimler tarafından yapılır? Hangi tekniklerle yapılır? Bir de: hadi yapın da görelim(!) denir. Nedenini nasılını vaat etmez okullar!

Sanatçı personası nasıl oluşur, sanat ve tasarım arasındaki farklar nelerdir, nasıl iş alınır ve takip edilir, müşteri iletişimi nasıl olmalıdır, fiyat teklifi nasıl hazırlanır, eser satışı nasıl yapılır, telif ve gizlilik sözleşmesi nedir, sektörel tasarım trendleri nelerdir, sanat/tasarım psikolojisi, iş planı, revizyon, ekonomi…. söylerken yoruldum. Bunları güzel sanatlar fakültesinde ya da kurslarda öğrenmeniz olası değil. Fill in the blanks.

Sanatçı/tasarımcı olarak en önemli ihtiyacımız neden bu işi yaptığımızın yanıtını kendimize vermemiz. Her insan gibi bizim de kendimizi anlatmaya, bu dünyada bir yer edinmeye ihtiyacımız var ve içsel olarak renk, çizgi, leke, biçim, doku vb. araçları kullanma eğilimindeyiz. Peki neden? Bunları kullanmayı öğrenince ne yapacağız? Ben söyleyeyim. Önce para kazanacaksınız. Kazanmalısınız. Çünkü kapitalist düzende üretim araçlarına -ki bu bizim için boya, fırça, kalem, bilgisayar, grafik tablet oluyor- sahip olduğunuz kadar sisteme dahil olabilirsiniz. Bizim alanımızda bu işi “para için yapmak” biraz hor görülür. Ama bu modernist bakışta eğitim almış insanlardan bize aktarılan büyük bir yanılgıdır.

Resim yapmak için para kazanmalısınız ki kazandığınız için resim yapmaya devam edebilesiniz.

Aksi halde potansiyelinizi boşa harcayıp vasıfsız işlerle sanat çalışmalarınızı karşılamaya çalışırsınız ki bu da sürdürülebilir değil. Denedim.

Önce neden bu alanda olduğunuz, sonra da ne yapmak istediğinize karar verin. Bunu yazın, yani artist statement hazırlayın, bu yazıyı sonrasında CV’nizin bio kısmına da ekleyebilirsiniz. Sonra da yaptığınız işleri toparlayın ve bakın; yapmak istedikleriniz bunlar mı diye, tabii bunları da yazın. Yaptıklarınız ve yapmak istediklerinizin ara toplamını oluşturup sizi temsil edeceğini düşündüğünüz şekilde eserlerinizi bir araya getirin. İşte Z raporunuzu aldınız. Unutmayın, portfolyo ve CV bizim olmadığımız yerde bizi temsil eden bir araçtır. Siz yokken sizi en iyi şekilde anlatan bir araç geliştirmek, üretim araçlarına ulaşmanın en temel adımıdır. Reklam ajansı, galeri, müze, freelance platformları, okullar, artist residency progamları, sanat bursları, hibe veren projeler farketmeksizin kullanacaksınız bunu.

Sanatçılar için eğitim siteleri

Çalışmalarınızı toparladınız ama size yeterli gelmiyorsa kendinizi olmak istediğiniz alanda biraz da iyileştirmenin yollarını aramalısınız. Ama bunu yaparken Amerika’yı keşfetmeyin. İhtiyacınız olan her bilgiyi kendi kendinize keşfetmek güzel bir seçenek gibi gözükse de sizden önce katedilmiş yolları tekrar gitmemek için başkalarının tecrübelerinden yararlanmaya çalışın. Bunu yaparken de hiçbir masraftan kaçınmayın; unutmayın, kendinize yaptığınız yatırım mutlaka size kendini ödeyecektir! Bulunmak istediğiniz platformun gerekliliklerine göre ekstra eğitim alabileceğiniz web sitelerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Portfolyo siteleri

Çalışmalarınızı ürettikten sonra onları en uygun platformda sergilemeniz size hem vakit hem sizin gibi sanatçılarla tanışma imkanı hem de mecraya uygun takipçiler olarak geri dönecektir. O sebeple tek bir portfolyoya sahip olmak yerine işlerinizin kategorilerine ya da anlaşılmayı hedeflediğiniz galeri, freelance platformu, okul ya da programa göre temsiller yaratın.

Kimse uzun uzun portfolyo incelemez. Hedefinizin karşısında anlaşılmak için 5 saniyeniz var ve bu sürede bakılmaya değer bir genel görünüm yaratmak, merak uyandırmak zorundasınız. Aşağıda bulunan farklı portfolyo sitelerini inceleyip size uygun olan seçenekleri değerlendirin.

Çalışma masanı nasıl düzenliyorsun?

Çizim tabletim, bilgisayarım ve geri kalan her şey masamda olur. Kullanmadığım zamanlarda da malzemelerimin görebileceğim mesafe olması güvende hissettiriyor. Atölye ve evimdeki çalışma masaları.

Gelecek hedeflerim...

Kapanışı da aynı şiirin devamıyla yapalım:

“Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için…” Nazım Hikmet.

LinkedIn

Aynur T.
Upwork Freelancer Aynur T. is here to help: Creative Digital Illustrator & NFT Artist
aynur tıkıroğlu
Illustrator / Educator